09 Mart 2009 Pazartesi

A bir gün



eindhovın

" annem arabalarımı saklamış, birden belirdi torba ve sevgili ın ınnnnnlarım; şimdi birine binip babamın yanına yola çıkacağım dört gün oldu yok hala; sora sora bulurum hollandayı..."

1 mart 2009/ ilk tiyatro

SF'de uyuyarak izlediği o müthiş kukla tiyatrosunu saymazsak bu ilk tiyatrosu Arat'ın, arkadaşı Yunus ile 45 dakika pür dikkat "sokak kedileri"oyununu izledi. sonrasında mert ile kuzguncukta karşılaşma ve motor sevdası...



sevgili kuzenim nenizz



16 Şubat 2009 Pazartesi

ilk parmak boyası deneyimi




resimler bitti, arabası boyaların üstünde bir patinaj çekti... arat en çok da yeşil kutusuna eline daldırıp, boyayı mıncıklamayı ve havalara savurmayı sevdi. odasında 3 resimlik bi mini sergi açtık, babaya sürpriz...

özet halinde keyif aldıklarım...


perşembe oyun grubu ile buluşmak...



mehmet dedemin terliklerini giymek...



arada sırada beyaz ekmek kemirmek...



kuzenlerle saklanmaca oynamak...

kuzey'le takılmak...


engin dedemle akordiyon çalmak...

müzede bakınmak...

müzede yatmak...


babamın kitaplarını okumak...

çamaşır makinasını doldur boşalt yapmak...

sanatsal faaliyetler

ilk ilk sanatsal faaliyetine erden ile başladı, oyun hamurlarını önce uzaktan izledi, yavasdan keşfetmeye başladı...



önce bir merhaba


en son halimiz...

20 Ocak 2009 Salı

kavuşmak...

elimde tuttuğum uçaktan indim ben, diyorum kimse inanmıyo.
galiba babamı inandırdım!

geri döndüm...




rüyadan sonra...


çok uyudum, geç uyandım; evime döndüm...

16 Kasım 2008 Pazar

istanbulda gorusmek uzere...


gorusuruzzzz ormana karsi duran sevgili oda...



kar geliyormus istanbula, pasifik kenarinda ise yazdan kalma birgun: seabright



13 Kasım 2008 Perşembe

agaclar


son gunlerimizde okaliptus ve kizilagaclar ormanlarinda yaptigimiz gezilerde yuruyen arat yeni durumlar kesfediyor: agaclara sarilmak ve onlari opmek hem sana hem agaclara iyi gelir...

10 Kasım 2008 Pazartesi

gorusuruzzzzz

gunes eve dondu, bir eksildik montalvo daglarinda, gunesin sarkisini soyluyoruz... haftaya salı biz de istanbuldayızz...
unlarrrr savrulduuu
heryer bembeyaz olduuu
artıkkk uyumaa degirmencii babaaa
tikitak tikitak degirmenim
cabucak cabucak donuyooo
....

FAZLA SOZE NE GEREK: 4-1

KIZIL AGACLAR KRALI

07 Kasım 2008 Cuma

vu vu bak burasi sehir!

sabah toplantisi

okyanus notlari


ocean beach kumsalinda, arat arabada uyuyor, secil is basinda...



half moon bayde, okyanusa karsi kitty ile

yuruyen arattttt

video

eslik etmek...

hep yollarda


sonunda seyahat eden yastiktan buldukta rahat ettik...


halacim, hirkam cok ise yaradi buralarda, sagollll


balonunu da yanina aliyo arat, hani belki daha cabuk gideriz diye...

FIRTINA

firtina cikmis residency ucmus; yetis gunes yetisss


SOUP FREAKS

HALLOWEENN KEDISI

FB GUNU 0-0

02 Kasım 2008 Pazar

mor balon yollarda

evcilik




sergiyi duzenlerken

buyudu artik arat


artik biz kuculduk, arat buyudu... arat harikalar dunyasinda...


24 Ekim 2008 Cuma

residency of arat


arat kendi mekaninda ozge'ye bir sunum yapti, montalvo'daki projesini anlatti.

23 Ekim 2008 Perşembe

yollarda


digidik digidik 1 yetmez 2 arat!



yol uzun olunca oyalanmak ister cani!


mission street yollarinda duvara karsi yorgun

montalvo yollari tastan...

lavantalari ciddiye almak lazim...


esra abla sol taraftaki kucuk yaratik hep benimle, neler goruyor neler...

tersine dunya!

az kaldi yuruyecegimm



bugun china town yaptik. aratin kafasi hepten karisti!

pek rahatsiz arabakoltugum

bir amerikan evi

19 Ekim 2008 Pazar

lost in america


bu kuşun herkese anlatacagi birseyler varmis. montalvo ormanlarında karşılaştık kendisi ile, burasi da public park alanının giris katı. kaybolmadan yarımsaat once...

ilk uzun kaybolmamızdan sonra harita etrafinda toplaştık bu akşam. california'yı bir uctan uca dolasmışız megerse. kaybolmadan önce yanımıza herseyimizi almışız farketmeden, arat'ın bezleri, meyveleri, bol soğanlı bir cheeseburger, bir paket vişneli cola... Bir baktık Los Angeles tabelası önümüzde. Bit pazarına diye yola çıkıp kendimizi Palo Alto sehrinde bulduk, karşımıza İkea çıktı. Dönüş yolunda da kaybolmamız gerekiyormuş ki, önce Elm sokağından geçtik, yoncalar ararken, california yollarını yonca yapıp önümüze kattık. Arat yemek saatinde fıstık ezmeli biskuvi, altınbasak, elma artığı yedi ama geç saatte tarhana çorbasını içip, vitaminli harf makarnalarından yuttu... Ormanımıza geri döndük sonunda... Arabada şarkılar söyledik:" baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormanaaaaaaa..."

18 Ekim 2008 Cumartesi

arat heykel arastirmasinda...



ev neresi?

babayi, dedeleri, anane, babaneyi, halayi, dayiyi ozluyo tabii arat ama simdi yolda ve yolda olmanin keyfini cikariyo. eve dondugunde hersey daha da guzel olacak...



san firansisko sokaklari


gunesin evinin merdivenleri en guzel yurume alani...



tren sesi ...



gecen trende alex ile tanisti, simdi bir sonraki an icin dinlenme zamani...


`hadi kizlarrr kalkin da dolasalim biraz daha, beni parka gotureceginize soz vermistinizzzz`

13 Ekim 2008 Pazartesi

ciddi arat


sabah 7de uyaniverdi bizim kucuk fenerli, etraf sari larcivert.


ozge uyanmiyo yaaaa


bu top ormandan dusmus olamaz!

mavi cantanin sirri!!!

spaceship!

istanbul'dan san francisco'ya araba koltugunda ışınlanmadı arat, uçak koltuğunu tercih etti. toplam 15 saat uçakta yaşadı, 4 saat havaalanında. bedeni şaşırdı kaldı bu işe, uyku ile uyanıklık arası annesini kanguru zannedip, torbasının içine girip durdu. okaliptüs ağaçları, kekik, adaçayı, nane kokuları arasında zıplayan geyikler, mavi kuşlar ve yavaş uçan kelebekler, griffin adında yerden bitme bir köpek ile uzun bir rüya görüyor şimdi...

12 Ekim 2008 Pazar

fahrenayt 451


gulumseyin cunku buranin sokaklarinda nedense herkes gulumsuyo!


eglendirilince nerede oldugunu unutan arat!

ozge arata hayran!

a brave new world


geliverdik... alisayim diye piknik organize ettik...



tursusu cikmis aratin resmidir.


okaliptus agaci manzarali 45 dolarlik bebek yatagi...

anne secil, supurgeli cadi secil olarak belirmeden az once...

22 Eylül 2008 Pazartesi

22 eylül 2008

14 ay 3 günlük olmuşum. zaman hızla akıyo. annem-babam bana yetişemiyo.
20 eylül akşamı fener 3 gol atarken ben de ilk 3 adımımı attım anneme doğru.
uzun yolculuk öncesi yürüyeceğim herhal.
şimdi siz beni bir süredir burada görmüyorsunuz ama herşey yolunda, saklambaç oynuyorum sadece...

pek yakında karşınızda olacağım!

12 Ağustos 2008 Salı

hoşbulduk dünya

1 yaşıma girdiğim günün gündüzü uzun bir gündüzdüşü görmeye başladım... karadenizli fırıncı amcanın yaptığı fenerli pastanın mumları sihirliymiş galiba.



geçmiş senenin mumlarını üflerken dilediğim dilek, rüyamda gerçek oldu...


rüya bu ya, engin mavi sularda ailecek dolaşıp durduk...


her rüyanın siyah beyaz bir fotoğrafı olurmuş...



görüşürüzz diyip durdum gördüğüm balıklara...


akdeniz dururken bir kova deniz suyunda eğlendim...


ama kaptan amcaaa bu rüya çabuk bitti, bozuldum bak ama...


02 Ağustos 2008 Cumartesi

ilk resmi fotoğraf


annemle taa nerelere, okyanus aşıp, yukardan balinaları seyredip başka bi kıtaya gidecekmişim. ama devlet diye bi şey varmış pasaport diye bi defter istiyormuş. mantığını anlayamadım... annem babam fotoğrafımı çok çekti ama, bu defter için ciddi resimler çekilmeliymiş. kuralları varmış. suadiye'de atlantik foto stüdyosu'nda çektirdik.

08 Temmuz 2008 Salı

biskuvi yerken şeftali de yiyebilirim

19'a 11 kala oto portre


anneannemin kaleminden bu sefer de ben çıktım. arada bir poz vermekten yorulup, kahkahalar attım, 1 yaşıma az kala...

yaz arkadaşlarım...


renan: dişlerini kaşımak ve annesinin kucağında olmak istiyordu hep...



kuzey: vefalı arkadaşım, taaa istanbul'dan kalk gel buralara, sahilde karşılaştık...



berfin: 3 yaşında ama çok iyi anlaştık, şapkasındaki pembe fil de bizimle oynadı...

sadabat kayıkları gibi...


mavi olan patladı, sarı olanı da üstü açık kullanıyorum, sanırım yakında kolluğa geçeceğim

01 Temmuz 2008 Salı

ailenin ayakları

30 Haziran 2008 Pazartesi

ferideee

feride de buralardaymışşş belki buluşuruz

bak balık

babanneee buradaki balıklar da kocamann

my daddy is the best

sardunyaları sulamayı unutma babaaaaaaaa, gelecek babalar gününe kocaman olsunlar...

29 Haziran 2008 Pazar

yazsın deftere


ben bodrumun sıcacık havasında oflayıp puflarken, serin sulara ayaklarımı batırıp serinlerken, başka bir denizin ortasındaki büyük adada bir dede benim sarı lacivert formamı imzalıyormuş, ben görmedim ama duyduklarıma göre o kadar önemli o kadar önemli bir dedeymiş ki bu, milyonlarca insanın yüreğinde ayrı bir yeri varmış, insanlar onun adını anınca hayallere dalıyorlarmış. babamın dediğine göre, bu formayı hiç yıkamasam daha iyiymiş çünkü yıllar sonra iftiharla herkese göstereceğim bir anı olacakmış lefter dedemden.

28 Haziran 2008 Cumartesi

aynı yer başka deniz


engin dedeee senin koltuğunu başkası kapmışşş...



denize ilk dalış...



ayaklarım suyun içinde havada, hem karada hem denizde hem havadayım, mutluyum...



bu kadar çok taş nerden gelmiş, hepsinin tadına baksam...


denize uzun uzun bakmak, dalgaları seyretmek...



vuvu nerde arat?

afiyet olsunnn

hep annem mi yedirecek beni, sıra bende... afiyet olsun anneee

20 Haziran 2008 Cuma

sıcak mani

istanbulun sıcakları
azdır girilesi denizleri
ama leğenlerdir
her evin çözümü
hadi çamaşırı boşalt
leğende serinle cup cup

robin geldi hoşgeldiiii

aratlı masa projesi

hayret


arattt bak bu bi karıncaaa
yapma yaaa

açık radyocuuuuu

26 Mayıs 2008 Pazartesi

dönüş yolu...


turşu olmuşum turşu, ama tatlı turşu


anane, babane ağaçtan balkonda istanbula gitmeden bol yeşil ve temiz hava depoladı, aşağıda gizli kamera :)

çeşm-i cihan


yorumsuz


bu köşe fotoğraf çekinme köşesi...

bu misafir mor kulak bir benzin istasyonunda otostop çekiyordu, biz de arabaya aldık tabii...

ohhh safranbolu

babaannem oturmadı yine, pır orda pır burda, küçük sürprizlerle büyük neşe kaynakları yaratıp durdu... yörük köyünde atalarımın hayatlarına gizli dokunuşlar... bir daha ki sefere gönen'deyiz, sonra mardin sonra eğridere...


dede kucağında bahçe keyfi; ne şanslıyım...


hadi ilke abla hadi yürüyelimmmm


istanbula dönerken ansızın minik şelalere karşı minik atıştırmalar; kucak keyfi...

24 Mayıs 2008 Cumartesi

çantamı hazırladık düştük safranbolu yoluna

hatırlayalım

sabahları sağımda gördüğünüz keçi ile dolaşıyorduk, yorgun düşmüş yatıyo şimdi ve ağırlık çalışıyordum tabii, saçlarım kesilmeden önce.

Arat Berberde 1


Efendim bilindiği üzre yaz mevsimi geldi ve o meşhur saçlarım bende biraz ter yapmaya başladı. Annemler nasıl kıyıcaz bu lülelere dediler ama onlar da haklılar, ben rahat geçirince günleri onlar da rahat hissediyorlar.

Arat Berberde 2


Velhasıl boynumuz kıldan ince, hazırlandık psikolojik olarak ve oturduk Ekrem Abi’nin koltuğuna. İkimiz de mental olarak hazırdık. O sabahtan beri konsantre olmuştu olaya; ben de sıkılmamak için canımı dişime taktım.

O örtüyü sarınca etrafıma, annemler, işte tam Küçük Prens oldun, dediler. Ama yavaş yavaş zamane çocuğu görünümüne kendimi bırakıverdim.

Olay Mahalli: Münih Erkek Berberi, Şaşkınbakkal
Olay Günü: 22 Mayıs 2008
Olay Saati: 14:45

Arat Berberde 3


Ekrem Abi sağolsun çok ince çalıştı, matruşka’lar çıkarıp beni eğlendirdi, ben de hakkını verdim ilk berber tecrübemin, etrafı keşfettim sürekli, az kıpırdandım, olayın büyüsüne bıraktım kendimi…

Arat Berberde 4


Dakikalarla birlikte ayy bir hafiflik hissi, bir hafiflik hissi sormayın… Kulak diye bir organım varmış meğerse -onlar çıktı bir kere meydane… Biraz pazarlık yaptık, jölelenicek miyim, diye… Yok olmaz, dedim. Bu işin bi usulü var… Hemen kızların canını yakmak istemem. Daha zaman var…

Arat Berberde 5


Aaa traş bitti… Bir baktım aynaya ben çıkmışım bebeklikten, çocuk olmuşum… Artık ona göre davranmalıyım, dedim kendi kendime…

anneler günü geçti ama...

23 Mayıs 2008 Cuma

saçlar gitti ama karizma evelalah yerli yerinde...

20 Mayıs 2008 Salı

ne zaman büyüdüm ben bu kadar?

13 Mayıs 2008 Salı

kim ooo

annem büyüteçle bakıyo
benim anne benim arattt

kimine göre ters kimine göre düz

dediklerini pek anlamadım ama galiba babasını görebilmek için tersinden binmiş salıncağa, annesi buraya gelmemiş. kim bu derseniz, tanımıyorum...

emir hoşgeldinnn

aramıza bir şato bir de zürafa koymuşlar akıllarınca ellerimi senden koruyacaklar... oysa zürafa benim adamım :)

kalk üstümden kuziii


emekliyorum taa nereye


evin her yeri halının üzerindeki oyun alanından daha ilginççç artıkkk


yoksa ben bir tane değil miyimmm

oda projesi ile san fransisco residency öncesi, çiftehavuzlar residency...
arat karnesi için kızlar annemden 10 üzerinden 12.5 aldılar
:)

iikiiii doğdun ARI KUZİİİİİ

kuziii arı olmuşsun kuyruğun bile var, 1 yaşında olunca yoksa benim de mi çıkacakkk...


tanıştırayım yeni annem!

bir cumartesi klasiği

annem cumartesi sabahları açık radyoya, babam halıda uykusuna, ben de kahvaltı öncesi oyun dünyama gidiyorum...



annem cumartesi sabahları açık

oda mahallesi ilk ziyaret

30 nisan 2008

sanki ben daha önce bu mahalleye gelmiştim... herkes tanıdık herkes bildik. kucaktan kucağa mutlu bir gün. yemek yemeyi bile unuttum...



ayaklara özgürlükk kuziii

her zaman her yerde...

ooooo bi keyif bi keyif

21 Nisan 2008 Pazartesi

moda-istiklal-çatalçeşme arası bi yerde...


belediye otobüsüne orta kapıdan atla, tırım tırım yolculuk, otobüsdekileri güldür, bi bakmışız moda'dayız...


esra ve kuzey ile sergi günü, önce garip şeyler giyinmiş kadınların fotoğrafları, sonra leyla ablanın sergisi... ben de gidiyorum yaptım...


sofyalı'da anneanne ile karşılaşma, sürprizzz...

kızma burak abi ya, hem bak sen de iki top var, ama benim de zeki zebram var artık, teşekkürler saitali...



mimarların arasında kaldım haftasonu, istop, voleybol, çay, özge abla keki, 80lerin mimarisi, biraz uyku, alışveriş derken aaa bi baktım beni başka bi eve götürüyorlar... içinden tren geçen bi eve...


ooooo mutfak dolu, karpuzlu domates salatası kadar karıştı kafam, mert ve saitali ile yürüyüş turları yaptık...

meğerse ev sahibi burak abi, gelen minik misafirleri bi mini konser ile uyuturmuş, bi uyumuşum saat olmuş gecenin 11'i... bizimkiler çan çan muhabbet aradan geçen tren de işin espirisi, bi de kiremitlerin varlık sebebi, fenerde 4lemiş golleri, artık kim tutar bizi...

ilk balkon sefası ve yatak aşağı iner...


ben şimdi bu balonun içinde isem uçabilir miyim?

büyüdüm ya, yatağım bi kat aşağııı...

12 Nisan 2008 Cumartesi

ayva çiçek açmış yaz mı gelecek?


ben anlamadım bu ışık olayını giderek güneş daha fazla havada kalıyor galiba... ben de ne zaman uyuyacağımı şaşırıyorum. bi de saat ayarlaması diye bi zımbırtı çıktı, halen alışamadım...

Otomobil tuttu yolu Bu yolda mâcerâ dolu


bizimkiler halen bi vosvos minibüs hayali kuruyorlar ama palavra...
bu arada benim çoktan iki arabam, bir de motosikletim oldu bile...
anlaşılan ailenin şoförü ben olucam... e, artık benzin parası benden çıkmaz umarım...

biraz da aile saadeti


11 Nisan 2008 Cuma

bisikletim...

sallan sallan bisikletim
ayaklarım yerden kesil!


bisikletim beni ayağa kaldırdı... :)
teşekkürler feriş doktorum...

KOŞ MARTILARLA KOŞ

ada sahillerinde bekliyorum...

ahtapotlar kocaman / çarşısı kadıköy gibi / adanın sol tarafı çok ilginç / evler neden bu kadar güzel / buyrun buyrun buraya buyrun diyen adamlar var/ vapurda herkes bana güldü / martılara koşan kediler var /
9 nisan 2008


oyun grubu da ne demek?

biri yemek yerken diğerinin bakması ve sonra aaa ben de iyiyim o zaman demesi....

elele olmayı öğrenmeye çalışmak demek...


aynı şeye bakıp şaşırmak demek...


annebabaların sizden daha çok ses çıkarması demek...

bu arada fizuyu hatılıyor musunuz? tesadüfe bakın ki fizunun babaannesine rastladım halamlarda ... fizu babaannen özlemiş seni...

keşif 2

ev eşyaları oyuncaklardan daha keyifli, bu biraz vileda reklamı gibi oldu ama... :) vileda ne komik bir kelime, viledık daha güzel!

çimen günü



gizli buluşma babaanne ile çayır çimen sonra da ilk büyük bisküvisi...

her yer benim


buraya lavabo diyolar ama benim küçük havuzum burası, ben kadar...

29 mart cumartesi

dişler çıkar tane tane
yar bana bi eğlence
yapmak lazım gelir bi diş buğdayı
seçerim ben aynayı
kutlarım mehmet dedemin doğumgünüsünü
bakarız irem ile şaşıra şaşıra



30 Mart 2008 Pazar

keşif

yemek sadece yenen değil keşfedilen birşey, dalın tabakların içine!

28 Mart 2008 Cuma

robinnn

yoldan geçen kartal otobüsüne atlayıp, hoppp sibeno'ya ve robin'e gittik... robin yeni geldi buralara, biraz şaşkın, ben anlattım ona kısaca buraları...

arnavutköy yolcusu kalmasın


26 mart sabahı salonda tek kale maç yaptık annemle...


öğlen uykuma dalamayınca annem 10:45 kabataş denizotobüsünü yakaladı.


dırıdırı dırıdırı diye bir ses çıkararak biniliyor belediye otobüslerine, kabataş-arnavutköy arası neler gördüm neler...


arnavutköy sahilinde teknem bekliyordu beni, şaka şaka...

bi sürü kedi ve oda projesi etrafımda, boğaza karşı mutluyum...

24 mart bardaktan yemekleri içme günü

zeynep abla derdimi anladı, kaşık yetmiyo, bardaktan lıkır lıkır...

yine gelin kuzenler!


ben bi masal anlatayım size olur mu?

benim saçım daha uzunn...

bohça

sabiha teyze nası taşıdıysa çocuklarını, bi bohça da anneme yapıvermiş, nasıl da keyifli burası, annemin saçları ile oynuyorum onun peşisıra, evin içinde pır orda pır burda....

ziyaret

dayım gidivermeden ayber halaya ziyaret, deniz'in bıraktığı oyuncaklarla keyifli saatler...

rüyamda karışmış saçlarım

20 Mart 2008 Perşembe

kimim ben kimim

orda burda şurda


deniz topu at. at deniz at.


sonunda dayımla başbaşa...


burası başka bir şehir değilmiş, rumelikavağı imiş...

yağmur çamur dinlemez annem, kaçırdı bizi sarıyer'deki arboretum'a getirdi, yani canlı bitki müzesine. tüm çocuklar gitmeli bol temiz hava ve binbir çeşit ağaç...

maceralar...


kuzgun'la sahilde karşılaştık. ben arabada otururken o ayakkabıları ile denize bastı, içine balık kaçtı...


kuzey'le ortaköy'e gittik, şu arabalara binmesek de koşsak artık dedik...
annem beni el üstünde tutuyor...


uyansana emir yaa, sabah olduu

fb-sevilla

ada vapuru yandan çarklı, şinanay şinanay fenerbahçe...


03 Mart 2008 Pazartesi

beklettiğimiz için özür dileriz...

kahvaltı sahnesi


kahvaltı sahnesi- final bölümü; bir kaşık yemek hep kalır, kurbağanın gözü ekmek bulamacı olmuştur, annemin 3 zeytini, kemirilmiş kırmızı biberi ve benim ıhlamur mutfağa gitmeyi bekler...
karaköy altgeçidinden alınmış şaşkın civciv, yoluk yoluk yemek artığı dolu tüyleri ve artık ters yürüyen bacakları ile vapur çıkışından alınmış pırrr eden artık tek kanatlı olan umutsuz penguenle dertleşir her kahvaltı sonrası, ne olacak bizim halimiz diye diye...

usta-çırak

dedemle musluk tamir ettik geçen gün, sihirli bişi yaptı dedem folyo kağıt ile sıcak sular akıverdi ...

23 şubat önemli gün...


neden önemlii; çünkü artık dünyayı karşıma aldım, artık dolaşırken yüzüm anneme ya da babama değil dünyaya dönük. lal ile paylaştım bu ilk günü, beni dolaştırdı şarkılarla...

ohhh ne keyif

kuzenler yanımda deniz yanımda pek mutluyuz valla... ( deniz'in ayaklarına dikkat :)

rüyada deniz'le

deniz'le aynı rüyayı görmüşüz, anneler bırakmış bizi kendi kendimize geziyoruz...

salıncaklı günler

ilk önce hep yatıyordum sırtüstü, sonra dönmeye başladım yüzüstü, yerde kendimce dönüşler yaparken bir gün oturmaya vee günlerden başka birgün de sallanmaya başladım...



ilk kez deniz ve jülide ile sallandım...

güneş uçtu havalara şaşırdım...


marino ile boğaza karşı...

babamla adalara karşı...

vamos bien

geç oldu ama meraba


iyi ki doğmuş babaannem... gördüğüm tüm kırmızı baloncukları toplayıp bir büyük kalp yaptım, getirdim...

17 Şubat 2008 Pazar

ceee


ceee kitabı, güneş ablaa bak benim kahvaltı kitabım buuu

baloncuk


bi var bi yok bu baloncuklar, sabun köpüğünden bir dünya içinde hepimiz...

bir aileyiz bizzz!!!!!


üçümüz az fotoğraf çektirmişiz şimdiye kadar... annemden rica ettim o da bi çözüm buluverdi....

SHREK oldum beeenn!!

grün grün grün sind alle meine kleider....

mama seanslarımız "renkli" geçiyor

ayşegül ablanın saçları

07 Şubat 2008 Perşembe

bak deniz bak


"arat görmeden şu kutuya gireyim de saklanayım..."

deniz, pisi kedi ve arkadaşları... kitap için teşekkürler.

17:55'de iyi düşünceler

kozmik günün sonunda kuzey ve esra ile bir kafeye geldik moda'da. kafe sehpasını mama masasına, gelin odasını alt değiştirme odasına çevirdik, koltuklar biraz meyve püresi oldu ama olsun, çocuklar heryere girebilmeli di mi, hatta bebekler de...

sis



gördüğüm rüyanın içinde heryer puslu heryer sisli galiba uyanmalıyım


büyük hala ile bir kafede buluştuk, bi sohbet bi sohbettt ooooo

ben geldim semra teyzeee

korsan kedi ve kılçıklar


odacı kızlarrr tshirtüm nasıl olmuşşş

halil abi, azra abla, ayşegül ve erinç geldiler... son güncel sanat dedikoduları bende...

kuzenlerle...

voltran voltran voltrannnn güç biz de artıkk

nerden nereyeee

madem oradaydım, istediğim zaman oraya geri girebilirmiyim diye denedim ama olmadı...

31 Ocak 2008 Perşembe

adada kuzey'le


uzun zaman sonra kuzey'le adada buluştuk. kuzey emekliyo ve pırrr orda pırrr burda, çaktırmadan izledim bakıyım nası emekliyo öğreneyim dedim...

26 Ocak 2008 Cumartesi

pazar kahvaltısı


galiba saçlarım uzadı ve galiba yemek yerken yapış yapış oluyoo... işte çözüm


yemek yemek de yoruyormuş

sürprizzzzzzz


2 değil 3 topu aynı çevirebiliyo burak abii, yoksa sihirbaz mıı oooo

oda projesi oldu bizim evin içi; nurcan, nurşen ve alpay yaa abi, toplaşıp geldiler. alpay abii pır pır orda pır burda başımı döndürdüüü :) ben de onun gibi olcam büyüyünce!

yavaş yavaş eve yerleşiyorum :)

24 Ocak 2008 Perşembe

babaaaa

dün gece babamın omzundaydım, bu gece arıyorum arıyorum bulamıyorum babamı...

"I am sitting in a room"

pek yakında yastıksız olarak karşınızda!
bizi izlemeye devam edin...

19 ocak dünya katılar günü kutlu olsun!

bugün büyük gün, neden mi? annemin sütünün yanında yeni bir menüye başladık:
kahvaltı: 1 tatlı kaşığı pekmez/ 1 tatlı kaşığı zeytinyağı/ 1 bebek ekmeği/1 kibrit kutusu peynir ve bunları sulandıracak anne sütü ya da ıhlamur
ikindi: 1 tatlı kaşığı pirinç/ 1 tatlı kaşığı sızma yağ / 1 ufak havuç yarısı/1 ufak patates yarısı / 2 bardak su, hepsi kaynar, ezilir püre olur ( buna sonra başka sebzelerde ekleniyooo)
akşamüstü: meyve püresi

20 Ocak 2008 Pazar

14-19 ocak

dolu dolu bir hafta geçti, pır orda pır burda...


sibel abla annemin kadim dostu, içinde bir minik arkadaş taşıyor, avcılara gittik, ikisini de görmeye, heyecanla bekliyorum yeni arkadaşımı...



açık radyo ekibi bir arada... mavisu ayaklarını maviye boyadı, çok şaşırdım...

öncesi...

sonrası...


hoşgeldin feride arkadaşım...


martılar çığlık çığlığa elindeki torbadan havaya ekmekler savuran kadının etrafında döndüler, uzunca bir süre onları izledik, hava nasıl güzel nası güzeldi, hafta başı... biz de uzandık annemle çimenlere, tepemizde bir karga...

11 Ocak 2008 Cuma

arabesque


bizimkiler beni bazen öyle kılığa sokuyolar ki yani soytarıya dönüyoruz... durun ben ilerde alcam bi şekilde intikamımı...

annem


aşığım ben bu kadına....

09 Ocak 2008 Çarşamba

tepemden bakış

işte benim yataktaki dostlarrr

sonunda ikizlerle


irem bana rüyasını anlattı, söyleyemem, gizliii....

özlem'le seçil laflarken, emir'e fıkra anlattım çaktırmadan...

kar ne zaman

ne güzeldi o beyaz şeyler dökülürken gökyüzünden, bi daha ne zaman yağarlar

06 Ocak 2008 Pazar

tanıştığımıza memnun oldum...

eeee bu kadar akademili içinde ben de akademili olmuşumdur heralde. en genç mezun. ananemin atölyesini de iyicene merak ettim ben şimdi...

havuzda ben

bu havuzun suyu yok ama içi yavaş yavaş oyuncaklarla dolacak. mehmet dedemin sürprizi. emirrrrr iremmmm hadi sizi havuzda bekliyorum...

canım dedelerim


yeni yıl ördeği

31 Aralık 2007 Pazartesi

savaşsız, umut dolu, sağlıklı, neşeli, sürprizli, fb'li bir yıl dilerim herkese


zırrrr

evin kapısı açılıyo, içeri giriliyo, içerisi aydınlık, sıcak, evin kapısı açılıyo, dışarı çıkılıyo, soğuğa, bazen de pırt diye başka eve, başka aydınlığa... çok önemli bişi bu evin kapısı...

mama sandalyesi


mama yok mama sandalyesi var, kafam karıştııı

iyi kii doğdun kuzgunn


heyy dostum can ne haber!

sonunda yine avrupa yakasıı

burası bambaşka bir yer, şehir mi değiştirdik acaba...


çocukların yaşaması zor buralarda ama keyifli, her bir tarafından sürprizler çıkıyor buraların...

sırrımız esra ile: "baby elephant walk"


hoşgeldinizzz yazdı esra bi anda sihirli harflerle, hoşbuldukkk...

esra'nın evi cihangir'de yokuşun ortasında, büyüyünce buradaki çocuklarla, kar yağarsa eğer, kayarız birlikte... bi de buradaki çocuklar yokuş yukarı bile olsa seksek oynamayı çok seviyo, ne güzel!

sahilyolu

dayı burda iken uzun sahil yürüyüşleri ve sohbetler...

22 Aralık 2007 Cumartesi

denize karşı Deniz'le...


deniz'lerin denize uzaktan bakan evlerinin çatısına martılar konuyo. ben de şaka yapayım dedim: "denizzz bakkk jülide anneyi martı yuttuuuuuuu"


deniz korktu tabii: "şaka şakaaaaaaa :)"

denizcim, ben diyorum ki daha sık görüşelim, hatta moda burnundaki parka gidelim, bi de orda parkın girişinde annemlerin zamanından kalma oyuncaklar satan bi amca var, ona da uğrarız...

karga karga gak dedii

önce konuştular anlaştılar, sonra küsüp ayrıldılar . komik bu kargalar...


ikinci bayram

bayram olunca başka giyinmek gerekiyomuş...

mavi balon ikiz kuzenlere

ve 11 aralık sabahı evde bi telaş, annem acele giydirdi beni doğruu hastaneye... geldilerrrrrrr sonunda geldi kuzenler... oleyy oleyyy birlikte fotomuz yok henüz; ama bizden ayrılmayın pek yakında... HOŞGELDİNNN İREMMM HOŞGELDİNN EMİRRR

ben ikizleri gördüm rüyamda, elele yürüyorlardı, irem önde emir arkada... nereye gidiyorlardı acaba, ikisi de tıpatıp aynı giyinmişti...


yürüdük yürüdük mavi balonla, tam halamın evinin kapısına geldik ki, annem kucakladı arabayı, ben uyanmıyım diye dikkatle merdivenlerden çıkarken arabanın altındaki kokinalara değen balon, posss dedi söndü, ben de uyandım. ( kokina şu kırmızı meyveli yılbaşı bitkisi, ben kokinayı neşeli bir kadın zannediyordum )

18 Aralık 2007 Salı

ilk arabama bindim (babannemin kıyağı)



otomobiiiil uçaar gider, gönlüüm giiibi coşaar gider....

12 Aralık 2007 Çarşamba

10 ARALIK ANNESİ

evin kapısını açıverdik. sırrımız ortaya çıktıııı...


annem şaşırdı kaldı evin haline, evin içindeki dostlarına; ben, babam, esra, anneanne ve odacı kızlar gizli gizli hazırlıklarımızı yaptık, ama tabii gecenin yaratıcısı büyük büyücü esraaa...

08 Aralık 2007 Cumartesi

2-0


bu sabah seçille dedemlere gittik, annem uğur olsun diye bana sarı-larci giydirdi bütün gün, tam 3 kere üstümü değiştirdi akşam olana kadar, ama sonunda uğurlar tuttu.

taa riem'den

4 sene önce odacı kızlar münih-riem'de bir proje için bir süre yaşamışlar, annem anlatır güzel zamanlarını. dükkancı ailesi ile bağları hiç kopmamış, kalkıp geldiler 2 günlüğüne buralara ve tanıştım ben de sonunda onlarla, bilge ve alper hiphop dinliyomuş, merak ettim ben de. bi de o kadar güzel hediyelerle gelmişler ki annemin yaptığı elmalı kek utandı biraz. benim de yeni bir dostum oldu, adı ismail, isim babası salih amca.

06 Aralık 2007 Perşembe

huriye

şeraffettin sokağın kötü kedisi ile karşılaşmadım henüz, bu kedinin adı huriye olabilir ama...

yerden göğe...

artık emzirme yastığına sığmıyorum, annemde onu can simidi yaptı, yerde yüzerken kullanıyorum.

nerdeyim benn

güller ve sohbet


"güller nerden geldi babane?"
"onları bayramoğlu'ndan topladık aratçım"
"ne güzel kokuyorlar pembe kırmızı"

taaaa

taaa avrupa yakasından geldi ayşegül abla, kocaman bir deniz aştı bana beremi getirmek için. ayşegül ablaya ve annesine çok teşekkür ederim, birbirlerine haber vermeden örmüşler beremi ve atkımı :)

her salı


her salı evimize gelen güler yüzü, tatlı sözleri ve elindeki bezleri ile güzel büyüler yapan sabiha teyze, bu salı pinokyoyu canlandırdı, bütün oda tılsımla doldu; büyünün adı kırmızı, mavi, yeşil...
annemim odasında mor bir su var, ya da mor şişenin içinde bi su, işte onu getiren zeynep abla geldi, beni ilk kez gördü, çok şaşırdı hep bana bakakaldı...

yakalandımm

özge bağırdı anneme:" seçillll yakaladım casper'ııııııı"

30 Kasım 2007 Cuma

polonezköy çok güzeldi yaa... bi daha gidelim!




kucaktan kucağa geçtim geçen hafta sonu... ne güzeldi hava masmavi her yer yemyeşil...

27 Kasım 2007 Salı

hatıra

dilek ablanın bi makinası var, kurmalı, zannedersin fotoğraf çekmiyo amaa sonra bi sürpriz içinden zaman tünelinden çıkmış fotoğraflar, işte burda kuzen deniz ve ben sene 1980lerr

kızlarr


esra'nın şaşkın tavşanına arkadaş, güneş'den pasaklı tavşan geldi.

toplandık biz yine, kızlar oda projesi neler yapacak diye konuştu ben de kulak kabarttım! ertesi gün güneş bizdeydi akşam yemeğine...

polonezköyyy


burda atlar varr, kuşlarr, sarı yapraklı ağaçlarr, güzel yer burası


siz önden gidin ben de geliyorummm

anne yaa çok yakından çekme bak, burnum büyük çıkıyoo

evimiz

tık tık tık evde misiniz?
...
kimse yok, kim yaşıyor acaba burda?

karaköy vapuru


uzaktaa galata kulesi, annem söz verdi gideceğiz bir gün. annemin dolu dolu 9 senesi galata kulesi yakınlarında geçmiş, oradakiler beni merak ederlermiş...


kafa kafaya verdik düşündük taşındık; hafriyat'ın yeri güzel, belki ilerde bizim de bir yerimiz olur, içinde aynı anda bir sürü şey olur.

dr.

bi küçük gemim var, doktora onunla gidiyorum ayda bir, her seferinde de bi iğne of offf

bana verrr

fotoğraf makinasının ipi elimdeki, artık ben çekmek istiyorumm

26 Kasım 2007 Pazartesi

maç öncesi


babam arada bi beni öpüyo, uğur getiriyorum diye... sonra da ortalıktan kayboluyo, 3-4 saat sonra keyifli keyfli geri geliyor... fener maçına gidiyomuş meğerse... bakalım beni ne zaman götürecek?

hafriyat


erinç amca kulağıma fısıldadı hafriyata öcüler saldırmayı planlıyormuş. biz voltranı oluşturucaz hafriyatı koruyucaz...

18 Kasım 2007 Pazar

yoksa ben bir arı maya mıyım



iiiiki doğdun haldun amca


iiikiiiii doğdun haldun amcaaa yaptık, içinden balıkların geçtiği bir yerde...

hiiii annneee bu balık üstüme üstüme geliyoo

"fenerbahçe" parkı

fenerbahçe parkında yürümek kalabalık bir aile olarak ilginç oldu...
çok güzel ağaçlar da gördük, bir kedi gördüm yaşlı bir ağaca tırmanan, şemsiye şeklindeki çamın fotoğrafları dilek'in makinasında...



neler düşünüyorum acaba bu kadar ciddi... kuzen deniz de kocaman olmuş, belki bi gün bize gelir ona kitaplarımı gösteririm.


bir karga bana baktı, fenerbahçe parkında...

annem de şaşırmış bu kış günü güneş açınca...

16 Kasım 2007 Cuma

babamı beklerken...

babamla annemin beni ilk kez gördükleri şehirde şimdi babam, o zaman ben 4 kesme şeker büyüklüğündeydim. hatta bugün plompentorengracht 4 bis'i görmüş uzaktan...

masalevinde bi gün

kuzgun'ların arabayla taa etiler'e gittik, orada bir eve geldik ki, aslı'nın evi masalevi - içinde de mavisu. ayşegül de bizimleydi. onlar uzunnn radyo sohbetleri yaptılar, mavisu ve kuzgun gemiden yapılma bir odanın içinde oyun oynadılar, aslı'nın evinin herköşesi bir masal ülkesi, içinde de minik masal kahramanları. ben de onlarla tanıştım, bıdık kediyi de unutmamak lazım...




aç kapıyıı


ben geldim ananeee, kediler nerdee

oda günü

odacı kızlar geldi. annem elmalı cevizli kek yaptı. burcu abla ile radyo için kayıt yaparlarken, ben de güneş'le oynadım. özge geç geldi. gelirken dondurma getirdi...şu halime bakın soğuktan minicik çıkmışım...

hokus POKUSSS




11 Kasım 2007 Pazar

kiralık daire


annemle dolaşırken oda projesine mekan arıyoruz, ben bazen sıkılıyorum tabii dolaş dolaş, burası yufkacının yanında fena yer değil aslında. içi görünmüyor, beyaza boyanmış camlar, gizli yer... tam kızlara göre...

dönüyorummm

renkli zeplin başımın üstünde dönüp dururken, ben de onu izledim veee bi anda önce yanıma döndüm, sonra da yüzüstü, ya ne keyifli imiş... bi sabah ayaklanırsam hiç şaşırmayın...



kuzennn

bi uyandım ki kuzen veli oturmuş benim koltuğuma, üşüdüm dedi, battaniyeni de aldım hatta televizyon bile seyrettim senden gizli. ben de annemin koltuğunu kaptım...

10 Kasım 2007 Cumartesi

tavş

bak sevgili tavşan seninle yeni tanıştık ama ben çok sevdim seni, seninle anlaşalım ben uyurken sen uyanık ol bana etrafta olanları anlatırsın sonra...

hiiiii annem duydu galibaaa

rüyası


rüyamda kaydıraktan kayıyorum, uzun bir kaydırak git git bitmiyo... babamın rüyasında babam kaydırağın sonunda beni bekliyor, kucağına düşüveriyorum...

03 Kasım 2007 Cumartesi


hiç sevmedim bu deniz otobüsü denen şeyi, karanlık, karamsar, gürültülü, havasız ve hiç deniz kokusu gelmiyor içeriye... yaşasın vapurlar!!!



esra ablaa saklanma arkama, annem gördü senii!


bi mavi fosvos kırmızı fosvosa gel birlikte arat'ı gezdirelim demiş...



açık radyo buymuşş, sonunda gittik, deniz, didem, buket, eli ile tanıştım ama feryal yoktu ortada. bi daha gideceğim feryal'i görmeye, bi de belki ömer amcayı görürüm, sesini duyuyorum radyodan hep.... teknik masa denilen yer çok güzel, bi sürü ışık kıpır kıpır.


merhaba maya arat ben, sen rahat mısın orda? bize gel de oynayalım bigün. babaa maç 2-1 bitecek, benden söylemesi!

ancak uyudum saat kulesinin altında, yanımda raife, aslı; annemin açık radyo arkadaşları, birlikte program yapıyorlar düşe kalka her cumartesi sabahı...


bir sürü salıncak bu kapalı odada...


"uluslararası" bir sergiymiş bu ama asansör çalışmıyordu ve ben çıkabileyim diye bi rampa bile yapmamışlardı... şimdi annemin beli ağrıyo tabii...


ayaklarımı havaya dikip, yan dönebiliyorum, artık tutmayın beniii


sarkis amcanın pilavı çok lezzetliymiş. ben sevdim bu müzeyi, yemek var, süt koltuğu var, kitaplar var, tuvaletinde benim için bi yer bile var...

avrupa yakasında sanat



kokusu geldi burnuma uyurken annem ve raife balık ekmek yediler, annem çamlıca gazoz içti üstüne. vapura binmek dinlendirici, ama nedense insanlar hep uzaklara bakıyorlar pencerelerinden vapurun...



















cem abi karşıladı bizi istanbul modern denilen binanın önünde. bi kere ben uyurken gelmiş bize, sarı papatyalar getirmiş...










annem francis alys diye birinin çizdiği hareketli bir kadının önünde duran rahat koltukta emzirdi beni. Manana diye bir şarkı çalıyordu pikapta, Lupita'nın şarkısıymış...



bizim evde kitaplar raflarda ya da yerlerde duruyor, burası garip bütün kitaplar havada, böyle okumak zor oluyordur herhalde...


hmm dünyanın bütün renkleri biraraya gelmeye çalışmış...

29 Ekim 2007 Pazartesi

baş parmak

hmmm çok keyifli, geçenlerde baş parmağımı keşfettim. annemin kitabı diyor ki baş parmağını emmek tehlikeli değil, bırakın bebeğiniz kendi kendisini hoşnut etsin, eğer siz bebeğinizin parmağını emmesinden rahatsız oluyorsanız kendinizi bundan kurtarmaya bakın. kitap şöyle devam ediyor; bir bebek olmak kolay değildir!

aaaaa fotoğrafı

şimdi siz bakmayın hepsinin güldüğüne, beni uyutmaya çalışıyorlar aslında. ben tam basacağım yaygarayı hepsi bi ağızdan aaaaaa diye bağırıyor, ben unutuyorum bağırmayı... hatırlarsınız bu kukuletayı takınca anlıyorum ki uyku saati gelmiş!

eller ve sözcükler

halamın elleri, dikkatle izliyorum onları, bir parmakta köpekbalığı, bir parmakta ahtapot...

babamın elleri, annemin karnında iken tanışmıştım onlarla...
annemin okuduğu bir kitaptan gözüme takılanlar: " nefes almak, yemek yemek, bebek sesleri çıkarmak, şarkı söylemek ve konuşmak kafa karıştırıcı bir deneyim sürekliliği oluşturur: Nerede olursak olalım oral evredeyiz. Sözcüklerden ne cins yemekler yapar çocuk?...."

büyük halamın yemeklerii


büyük halamın sofrası, yemekleri pek leziz; geçen gün ordaydık. kuzen deniz'in doğumgünü fotoğraflarına baktık, çiçekli elbisesi çok yakışmış...:)


hep koltukta ben yatıyorum, biraz da siz yatın ben de sizi seyredeyim...