09 Mart 2009 Pazartesi
eindhovın
1 mart 2009/ ilk tiyatro
16 Şubat 2009 Pazartesi
ilk parmak boyası deneyimi
özet halinde keyif aldıklarım...
sanatsal faaliyetler
20 Ocak 2009 Salı
16 Kasım 2008 Pazar
istanbulda gorusmek uzere...
13 Kasım 2008 Perşembe
agaclar
10 Kasım 2008 Pazartesi
gorusuruzzzzz
07 Kasım 2008 Cuma
okyanus notlari
hep yollarda
02 Kasım 2008 Pazar
24 Ekim 2008 Cuma
23 Ekim 2008 Perşembe
yollarda
19 Ekim 2008 Pazar
lost in america

bu kuşun herkese anlatacagi birseyler varmis. montalvo ormanlarında karşılaştık kendisi ile, burasi da public park alanının giris katı. kaybolmadan yarımsaat once...
ilk uzun kaybolmamızdan sonra harita etrafinda toplaştık bu akşam. california'yı bir uctan uca dolasmışız megerse. kaybolmadan önce yanımıza herseyimizi almışız farketmeden, arat'ın bezleri, meyveleri, bol soğanlı bir cheeseburger, bir paket vişneli cola... Bir baktık Los Angeles tabelası önümüzde. Bit pazarına diye yola çıkıp kendimizi Palo Alto sehrinde bulduk, karşımıza İkea çıktı. Dönüş yolunda da kaybolmamız gerekiyormuş ki, önce Elm sokağından geçtik, yoncalar ararken, california yollarını yonca yapıp önümüze kattık. Arat yemek saatinde fıstık ezmeli biskuvi, altınbasak, elma artığı yedi ama geç saatte tarhana çorbasını içip, vitaminli harf makarnalarından yuttu... Ormanımıza geri döndük sonunda... Arabada şarkılar söyledik:" baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormanaaaaaaa..."
18 Ekim 2008 Cumartesi
ev neresi?
san firansisko sokaklari
13 Ekim 2008 Pazartesi
ciddi arat
spaceship!
12 Ekim 2008 Pazar
fahrenayt 451
a brave new world
22 Eylül 2008 Pazartesi
22 eylül 2008
14 ay 3 günlük olmuşum. zaman hızla akıyo. annem-babam bana yetişemiyo.
20 eylül akşamı fener 3 gol atarken ben de ilk 3 adımımı attım anneme doğru.
uzun yolculuk öncesi yürüyeceğim herhal.
şimdi siz beni bir süredir burada görmüyorsunuz ama herşey yolunda, saklambaç oynuyorum sadece...
pek yakında karşınızda olacağım!
20 eylül akşamı fener 3 gol atarken ben de ilk 3 adımımı attım anneme doğru.
uzun yolculuk öncesi yürüyeceğim herhal.
şimdi siz beni bir süredir burada görmüyorsunuz ama herşey yolunda, saklambaç oynuyorum sadece...
pek yakında karşınızda olacağım!
12 Ağustos 2008 Salı
hoşbulduk dünya
1 yaşıma girdiğim günün gündüzü uzun bir gündüzdüşü görmeye başladım... karadenizli fırıncı amcanın yaptığı fenerli pastanın mumları sihirliymiş galiba.

geçmiş senenin mumlarını üflerken dilediğim dilek, rüyamda gerçek oldu...

rüya bu ya, engin mavi sularda ailecek dolaşıp durduk...

her rüyanın siyah beyaz bir fotoğrafı olurmuş...

görüşürüzz diyip durdum gördüğüm balıklara...

akdeniz dururken bir kova deniz suyunda eğlendim...

ama kaptan amcaaa bu rüya çabuk bitti, bozuldum bak ama...

geçmiş senenin mumlarını üflerken dilediğim dilek, rüyamda gerçek oldu...

rüya bu ya, engin mavi sularda ailecek dolaşıp durduk...

her rüyanın siyah beyaz bir fotoğrafı olurmuş...

görüşürüzz diyip durdum gördüğüm balıklara...

akdeniz dururken bir kova deniz suyunda eğlendim...

ama kaptan amcaaa bu rüya çabuk bitti, bozuldum bak ama...
02 Ağustos 2008 Cumartesi
ilk resmi fotoğraf

annemle taa nerelere, okyanus aşıp, yukardan balinaları seyredip başka bi kıtaya gidecekmişim. ama devlet diye bi şey varmış pasaport diye bi defter istiyormuş. mantığını anlayamadım... annem babam fotoğrafımı çok çekti ama, bu defter için ciddi resimler çekilmeliymiş. kuralları varmış. suadiye'de atlantik foto stüdyosu'nda çektirdik.
08 Temmuz 2008 Salı
19'a 11 kala oto portre
yaz arkadaşlarım...
01 Temmuz 2008 Salı
30 Haziran 2008 Pazartesi
29 Haziran 2008 Pazar
yazsın deftere

ben bodrumun sıcacık havasında oflayıp puflarken, serin sulara ayaklarımı batırıp serinlerken, başka bir denizin ortasındaki büyük adada bir dede benim sarı lacivert formamı imzalıyormuş, ben görmedim ama duyduklarıma göre o kadar önemli o kadar önemli bir dedeymiş ki bu, milyonlarca insanın yüreğinde ayrı bir yeri varmış, insanlar onun adını anınca hayallere dalıyorlarmış. babamın dediğine göre, bu formayı hiç yıkamasam daha iyiymiş çünkü yıllar sonra iftiharla herkese göstereceğim bir anı olacakmış lefter dedemden.
28 Haziran 2008 Cumartesi
aynı yer başka deniz
20 Haziran 2008 Cuma
sıcak mani
26 Mayıs 2008 Pazartesi
dönüş yolu...
çeşm-i cihan
ohhh safranbolu
babaannem oturmadı yine, pır orda pır burda, küçük sürprizlerle büyük neşe kaynakları yaratıp durdu... yörük köyünde atalarımın hayatlarına gizli dokunuşlar... bir daha ki sefere gönen'deyiz, sonra mardin sonra eğridere...
dede kucağında bahçe keyfi; ne şanslıyım...

hadi ilke abla hadi yürüyelimmmm

istanbula dönerken ansızın minik şelalere karşı minik atıştırmalar; kucak keyfi...
24 Mayıs 2008 Cumartesi
hatırlayalım
Arat Berberde 1
Arat Berberde 2

Velhasıl boynumuz kıldan ince, hazırlandık psikolojik olarak ve oturduk Ekrem Abi’nin koltuğuna. İkimiz de mental olarak hazırdık. O sabahtan beri konsantre olmuştu olaya; ben de sıkılmamak için canımı dişime taktım.
O örtüyü sarınca etrafıma, annemler, işte tam Küçük Prens oldun, dediler. Ama yavaş yavaş zamane çocuğu görünümüne kendimi bırakıverdim.
Olay Mahalli: Münih Erkek Berberi, Şaşkınbakkal
Olay Günü: 22 Mayıs 2008
Olay Saati: 14:45
Arat Berberde 3
Arat Berberde 4
Arat Berberde 5
23 Mayıs 2008 Cuma
20 Mayıs 2008 Salı
13 Mayıs 2008 Salı
kimine göre ters kimine göre düz
emir hoşgeldinnn
emekliyorum taa nereye
bir cumartesi klasiği
oda mahallesi ilk ziyaret
21 Nisan 2008 Pazartesi
moda-istiklal-çatalçeşme arası bi yerde...
belediye otobüsüne orta kapıdan atla, tırım tırım yolculuk, otobüsdekileri güldür, bi bakmışız moda'dayız...
esra ve kuzey ile sergi günü, önce garip şeyler giyinmiş kadınların fotoğrafları, sonra leyla ablanın sergisi... ben de gidiyorum yaptım...
sofyalı'da anneanne ile karşılaşma, sürprizzz...
mimarların arasında kaldım haftasonu, istop, voleybol, çay, özge abla keki, 80lerin mimarisi, biraz uyku, alışveriş derken aaa bi baktım beni başka bi eve götürüyorlar... içinden tren geçen bi eve...
ooooo mutfak dolu, karpuzlu domates salatası kadar karıştı kafam, mert ve saitali ile yürüyüş turları yaptık...
12 Nisan 2008 Cumartesi
ayva çiçek açmış yaz mı gelecek?
Otomobil tuttu yolu Bu yolda mâcerâ dolu
11 Nisan 2008 Cuma
bisikletim...
ada sahillerinde bekliyorum...
oyun grubu da ne demek?
annebabaların sizden daha çok ses çıkarması demek...
keşif 2
29 mart cumartesi
30 Mart 2008 Pazar
28 Mart 2008 Cuma
robinnn
arnavutköy yolcusu kalmasın
26 mart sabahı salonda tek kale maç yaptık annemle...
öğlen uykuma dalamayınca annem 10:45 kabataş denizotobüsünü yakaladı.
dırıdırı dırıdırı diye bir ses çıkararak biniliyor belediye otobüslerine, kabataş-arnavutköy arası neler gördüm neler...
arnavutköy sahilinde teknem bekliyordu beni, şaka şaka...
bohça
20 Mart 2008 Perşembe
orda burda şurda
maceralar...
03 Mart 2008 Pazartesi
kahvaltı sahnesi
kahvaltı sahnesi- final bölümü; bir kaşık yemek hep kalır, kurbağanın gözü ekmek bulamacı olmuştur, annemin 3 zeytini, kemirilmiş kırmızı biberi ve benim ıhlamur mutfağa gitmeyi bekler...
usta-çırak
23 şubat önemli gün...
salıncaklı günler
geç oldu ama meraba
17 Şubat 2008 Pazar
07 Şubat 2008 Perşembe
bak deniz bak
17:55'de iyi düşünceler
sis
korsan kedi ve kılçıklar
31 Ocak 2008 Perşembe
adada kuzey'le
26 Ocak 2008 Cumartesi
pazar kahvaltısı
sürprizzzzzzz
24 Ocak 2008 Perşembe
19 ocak dünya katılar günü kutlu olsun!
bugün büyük gün, neden mi? annemin sütünün yanında yeni bir menüye başladık:kahvaltı: 1 tatlı kaşığı pekmez/ 1 tatlı kaşığı zeytinyağı/ 1 bebek ekmeği/1 kibrit kutusu peynir ve bunları sulandıracak anne sütü ya da ıhlamur
ikindi: 1 tatlı kaşığı pirinç/ 1 tatlı kaşığı sızma yağ / 1 ufak havuç yarısı/1 ufak patates yarısı / 2 bardak su, hepsi kaynar, ezilir püre olur ( buna sonra başka sebzelerde ekleniyooo)
akşamüstü: meyve püresi
20 Ocak 2008 Pazar
14-19 ocak
dolu dolu bir hafta geçti, pır orda pır burda...

sibel abla annemin kadim dostu, içinde bir minik arkadaş taşıyor, avcılara gittik, ikisini de görmeye, heyecanla bekliyorum yeni arkadaşımı...

açık radyo ekibi bir arada... mavisu ayaklarını maviye boyadı, çok şaşırdım...
öncesi...
sonrası...


hoşgeldin feride arkadaşım...

martılar çığlık çığlığa elindeki torbadan havaya ekmekler savuran kadının etrafında döndüler, uzunca bir süre onları izledik, hava nasıl güzel nası güzeldi, hafta başı... biz de uzandık annemle çimenlere, tepemizde bir karga...

sibel abla annemin kadim dostu, içinde bir minik arkadaş taşıyor, avcılara gittik, ikisini de görmeye, heyecanla bekliyorum yeni arkadaşımı...

açık radyo ekibi bir arada... mavisu ayaklarını maviye boyadı, çok şaşırdım...
öncesi...
sonrası...

hoşgeldin feride arkadaşım...

martılar çığlık çığlığa elindeki torbadan havaya ekmekler savuran kadının etrafında döndüler, uzunca bir süre onları izledik, hava nasıl güzel nası güzeldi, hafta başı... biz de uzandık annemle çimenlere, tepemizde bir karga...
11 Ocak 2008 Cuma
arabesque
09 Ocak 2008 Çarşamba
sonunda ikizlerle
06 Ocak 2008 Pazar
tanıştığımıza memnun oldum...
havuzda ben
31 Aralık 2007 Pazartesi
zırrrr
sonunda yine avrupa yakasıı
burası bambaşka bir yer, şehir mi değiştirdik acaba...
çocukların yaşaması zor buralarda ama keyifli, her bir tarafından sürprizler çıkıyor buraların...
sırrımız esra ile: "baby elephant walk"
hoşgeldinizzz yazdı esra bi anda sihirli harflerle, hoşbuldukkk...
esra'nın evi cihangir'de yokuşun ortasında, büyüyünce buradaki çocuklarla, kar yağarsa eğer, kayarız birlikte... bi de buradaki çocuklar yokuş yukarı bile olsa seksek oynamayı çok seviyo, ne güzel!
22 Aralık 2007 Cumartesi
denize karşı Deniz'le...

deniz'lerin denize uzaktan bakan evlerinin çatısına martılar konuyo. ben de şaka yapayım dedim: "denizzz bakkk jülide anneyi martı yuttuuuuuuu"

deniz korktu tabii: "şaka şakaaaaaaa :)"
denizcim, ben diyorum ki daha sık görüşelim, hatta moda burnundaki parka gidelim, bi de orda parkın girişinde annemlerin zamanından kalma oyuncaklar satan bi amca var, ona da uğrarız...
mavi balon ikiz kuzenlere
ve 11 aralık sabahı evde bi telaş, annem acele giydirdi beni doğruu hastaneye... geldilerrrrrrr sonunda geldi kuzenler... oleyy oleyyy birlikte fotomuz yok henüz; ama bizden ayrılmayın pek yakında... HOŞGELDİNNN İREMMM HOŞGELDİNN EMİRRR
ben ikizleri gördüm rüyamda, elele yürüyorlardı, irem önde emir arkada... nereye gidiyorlardı acaba, ikisi de tıpatıp aynı giyinmişti...
yürüdük yürüdük mavi balonla, tam halamın evinin kapısına geldik ki, annem kucakladı arabayı, ben uyanmıyım diye dikkatle merdivenlerden çıkarken arabanın altındaki kokinalara değen balon, posss dedi söndü, ben de uyandım. ( kokina şu kırmızı meyveli yılbaşı bitkisi, ben kokinayı neşeli bir kadın zannediyordum )
ben ikizleri gördüm rüyamda, elele yürüyorlardı, irem önde emir arkada... nereye gidiyorlardı acaba, ikisi de tıpatıp aynı giyinmişti...
yürüdük yürüdük mavi balonla, tam halamın evinin kapısına geldik ki, annem kucakladı arabayı, ben uyanmıyım diye dikkatle merdivenlerden çıkarken arabanın altındaki kokinalara değen balon, posss dedi söndü, ben de uyandım. ( kokina şu kırmızı meyveli yılbaşı bitkisi, ben kokinayı neşeli bir kadın zannediyordum )
18 Aralık 2007 Salı
12 Aralık 2007 Çarşamba
10 ARALIK ANNESİ
08 Aralık 2007 Cumartesi
2-0
taa riem'den
06 Aralık 2007 Perşembe
güller ve sohbet
taaaa
her salı
30 Kasım 2007 Cuma
27 Kasım 2007 Salı
hatıra
kızlarr
polonezköyyy
karaköy vapuru
26 Kasım 2007 Pazartesi
maç öncesi
hafriyat
18 Kasım 2007 Pazar
iiiiki doğdun haldun amca
"fenerbahçe" parkı
fenerbahçe parkında yürümek kalabalık bir aile olarak ilginç oldu...
çok güzel ağaçlar da gördük, bir kedi gördüm yaşlı bir ağaca tırmanan, şemsiye şeklindeki çamın fotoğrafları dilek'in makinasında...

neler düşünüyorum acaba bu kadar ciddi... kuzen deniz de kocaman olmuş, belki bi gün bize gelir ona kitaplarımı gösteririm.

bir karga bana baktı, fenerbahçe parkında...
annem de şaşırmış bu kış günü güneş açınca...
çok güzel ağaçlar da gördük, bir kedi gördüm yaşlı bir ağaca tırmanan, şemsiye şeklindeki çamın fotoğrafları dilek'in makinasında...
neler düşünüyorum acaba bu kadar ciddi... kuzen deniz de kocaman olmuş, belki bi gün bize gelir ona kitaplarımı gösteririm.

bir karga bana baktı, fenerbahçe parkında...
annem de şaşırmış bu kış günü güneş açınca...
16 Kasım 2007 Cuma
babamı beklerken...
masalevinde bi gün
kuzgun'ların arabayla taa etiler'e gittik, orada bir eve geldik ki, aslı'nın evi masalevi - içinde de mavisu. ayşegül de bizimleydi. onlar uzunnn radyo sohbetleri yaptılar, mavisu ve kuzgun gemiden yapılma bir odanın içinde oyun oynadılar, aslı'nın evinin herköşesi bir masal ülkesi, içinde de minik masal kahramanları. ben de onlarla tanıştım, bıdık kediyi de unutmamak lazım...






oda günü
11 Kasım 2007 Pazar
kiralık daire
dönüyorummm
kuzennn
10 Kasım 2007 Cumartesi
tavş
rüyası
03 Kasım 2007 Cumartesi

hiç sevmedim bu deniz otobüsü denen şeyi, karanlık, karamsar, gürültülü, havasız ve hiç deniz kokusu gelmiyor içeriye... yaşasın vapurlar!!!

esra ablaa saklanma arkama, annem gördü senii!

bi mavi fosvos kırmızı fosvosa gel birlikte arat'ı gezdirelim demiş...

açık radyo buymuşş, sonunda gittik, deniz, didem, buket, eli ile tanıştım ama feryal yoktu ortada. bi daha gideceğim feryal'i görmeye, bi de belki ömer amcayı görürüm, sesini duyuyorum radyodan hep.... teknik masa denilen yer çok güzel, bi sürü ışık kıpır kıpır.
merhaba maya arat ben, sen rahat mısın orda? bize gel de oynayalım bigün. babaa maç 2-1 bitecek, benden söylemesi!

ancak uyudum saat kulesinin altında, yanımda raife, aslı; annemin açık radyo arkadaşları, birlikte program yapıyorlar düşe kalka her cumartesi sabahı...

bir sürü salıncak bu kapalı odada...

"uluslararası" bir sergiymiş bu ama asansör çalışmıyordu ve ben çıkabileyim diye bi rampa bile yapmamışlardı... şimdi annemin beli ağrıyo tabii...

ayaklarımı havaya dikip, yan dönebiliyorum, artık tutmayın beniii
sarkis amcanın pilavı çok lezzetliymiş. ben sevdim bu müzeyi, yemek var, süt koltuğu var, kitaplar var, tuvaletinde benim için bi yer bile var...
avrupa yakasında sanat

kokusu geldi burnuma uyurken annem ve raife balık ekmek yediler, annem çamlıca gazoz içti üstüne. vapura binmek dinlendirici, ama nedense insanlar hep uzaklara bakıyorlar pencerelerinden vapurun...

cem abi karşıladı bizi istanbul modern denilen binanın önünde. bi kere ben uyurken gelmiş bize, sarı papatyalar getirmiş...

annem francis alys diye birinin çizdiği hareketli bir kadının önünde duran rahat koltukta emzirdi beni. Manana diye bir şarkı çalıyordu pikapta, Lupita'nın şarkısıymış...

bizim evde kitaplar raflarda ya da yerlerde duruyor, burası garip bütün kitaplar havada, böyle okumak zor oluyordur herhalde...

hmm dünyanın bütün renkleri biraraya gelmeye çalışmış...
29 Ekim 2007 Pazartesi
baş parmak
hmmm çok keyifli, geçenlerde baş parmağımı keşfettim. annemin kitabı diyor ki baş parmağını emmek tehlikeli değil, bırakın bebeğiniz kendi kendisini hoşnut etsin, eğer siz bebeğinizin parmağını emmesinden rahatsız oluyorsanız kendinizi bundan kurtarmaya bakın. kitap şöyle devam ediyor; bir bebek olmak kolay değildir!
aaaaa fotoğrafı
eller ve sözcükler
halamın elleri, dikkatle izliyorum onları, bir parmakta köpekbalığı, bir parmakta ahtapot...
babamın elleri, annemin karnında iken tanışmıştım onlarla...annemin okuduğu bir kitaptan gözüme takılanlar: " nefes almak, yemek yemek, bebek sesleri çıkarmak, şarkı söylemek ve konuşmak kafa karıştırıcı bir deneyim sürekliliği oluşturur: Nerede olursak olalım oral evredeyiz. Sözcüklerden ne cins yemekler yapar çocuk?...."
büyük halamın yemeklerii

büyük halamın sofrası, yemekleri pek leziz; geçen gün ordaydık. kuzen deniz'in doğumgünü fotoğraflarına baktık, çiçekli elbisesi çok yakışmış...:)
hep koltukta ben yatıyorum, biraz da siz yatın ben de sizi seyredeyim...













































































